top of page

Eleştirel Düşünmek Ne Değildir?

29 Ağu
4 dakikada okunur

Instagram’da bir kısmını paylaştığım "Eleştirel Düşünmek Ne Değildir?” reels serisini tam liste burada anlatayım.


1. Eleştirel düşünmek, çok düşünmek (overthinking) değildir.

Bir konuya takıldınız. Mesela, ilişkinizdeki bir durumdan rahatsızsınız, ayrılsam mı kalsam mı diyorsunuz. İşinizden mutlu gibisiniz ama değilsiniz de, bıraksanız mı, devam mı etseniz? Genellikle “şu mu, bu mu” açmazında kaldığımız haller. Yani ortada bir sorun var, sizin “kararınızı” bekleyen, sizse o kararı alamayıp gündüz o sorunla kalkıp gece o sorunla yatıyorsunuz. Çevrenizdekiler de “Çok kafana takıyorsun. Az rahat ol. Bunlar hep senin kafanda,” gibi şeyler diyor olabilir. Ama büyük ihtimalle sorun yalnızca sizin zihninizden kaynaklanmıyor. Ya sistemde tıkanıklık var ya da o konuda biri yolunuza taş koyuyor, sizi sürekli şüpheye düşürüyor, vs. 


Tuzak şu: Bir sorunla ilgili sürekli düşüncelisiniz diye buradan bir kimlik devşirmeye meyl edebilirsiniz. Yapmayın, çünkü çok düşünmek sizi duyarlı, derin, nitelikli düşünen biri yapmıyor. 


Şimdi eleştirel düşünen biri olsanız ne olurdu? Eleştirel düşünmede sorun karşınıza çıkar, ya merak duyarsınız (heyecan, coşku) ya da canınızı sıkan bir şeydir. Sonra ne olduğuna farklı perspektiflerden bakıp çözüme gidersiniz. Yani eleştirel düşünme “başı ve sonu olan” bir zihinsel eylemdir, sonsuz döngüde düşünmek değil. Ayrıca “dış dünyayla bağlantılı” düşünmedir, kendinizi zihninize hapsetmek değil. Dünyadaki o sorunu çözmek ve yola devam etmek sorumluluğunu almakla ilgili. 


Pembe elbiseli gülümseyen kadın gri fonda; üstünde Çok Düşünmek Eleştirel Düşünmek Değildir yazısı ve Instagram logosu.

2. Eleştirel düşünmek, hep düşünmek (rumination) değildir.

Hep düşünmek aslında düşünmek değil, daha çok bir haldir, hülyalanmış gibi gezdiğiniz halleri düşünün. “Her şey daha farklı olabilirdi, neden olmadı?” dediğiniz, büyük ihtimalle bir “kayıpla” başa çıkma çabası. Bu kayıp fiziksel bir kayıp da olabilir, idealinizdeki ya da fantezinizdeki bir şeyin gerçekleşmemiş olmasının kaybı da. Çevrenizdekiler size üzülebilir ya da “Baydın,” diyebilir. 


Burada da benzer bir tuzak var: Bu hülyalı hali yüce bir hale çevirip kimlik kurmanız.


Eleştirel düşünen biri olsanız ne olurdu? O sorunu/kaybı hep düşünmenin verimsizliğini, sizi eylemden alıkoymasını fark ederdiniz. Yani eleştirel düşünme, düşünmenin ardından “eylemi getiren" düşünmedir, harekete geçirmeyen bir hale hapsolmak değil. 


3. Eleştirel düşünmek, "ben çok farklıyım" demek değildir.

"Ben çok farklıyım, değişik düşünüyorum", daha çok kırık egonuzdur, ki hepimizde bir ölçüde var. Ait olduğunuz her grupta "Öff bu insanlar vasat, ezberden yaşıyor, ama ben öyle değilim,” diye antilik yapıyorsanız, büyük ihtimalle yanlış yerdesiniz. Çevrenizdekilerden bazıları "Abi o çok farklı ya,” diye sizi yüceltebilir, bazıları da “Öff gıcık,” diye yerebilir. 


Tuzak şu: Bu antiliğinizi, "değişik bir insanım" diye kendinizi yücelten bir mekanizmaya çevirmeniz. Yapmayın :) Sadece yanlış yerdesiniz ve yeni yere gitmek için daha çok çalışmanız, cesaret etmeniz gerekiyor.


Eleştirel düşünen biri olsanız ne olurdu? Bu uyum sorununun neden kaynaklandığını görür, kendi toprağınızın neresi olduğunu araştırır, oraya dahil olmanın yollarını keşfetmeye çalışırdınız. Yani eleştirel düşünme, “gelişime açık” düşünmektir, “bir kere düşündüm ve bu düşünme bana bir ömür yetti” değil.


4. Eleştirel düşünmek, tartışmayı kazanmak değildir.

Diyelim ki evde bir şeyin tamir edilmesi gerekiyor ve siz bir çözüm sundunuz. Evin bir üyesinden daha makul bir çözüm geldi ama siz ısrarla kendi çözümünüzü savunuyorsunuz. Bu eleştirel düşünmek değil, inatçılıktır. Dikkatiniz soruna değil, kendinize dönmüştür ve imajınızın sağlamlığı her şeyden değerlidir. Çevrenizdekiler ya sizinle çatışıyor ya da sizi idare ediyorlardır (üzücü). 


Ama siz de buradan “Ben fikrimi sonuna kadar savunan kararlı biriyim,” kimliği devşiriyorsanız dikkat. Bazen fikrinizi sonuna kadar savunmanız gerekir, ama çoğu zaman da boş bir inatçılık yaparsınız.


Eleştirel düşünen biri olsanız farklı fikirleri ve bakış açılarını dinler, değerlendirir, kendi fikrinizi buna göre yeniden düzenlerdiniz. Yani eleştirel düşünme, “değişime açık” düşünmedir, kör inatçılık değil.


5. Eleştirel düşünmek, her şeyden şüphe etmek değildir.

Bir sözleşme imzalayacaksınız, “Kesin aleyhime maddeler vardır,” diye masaya oturdunuz. Bir alışveriştesiniz, “Kesin beni kazıklayacaklar,” diye pazarlığa geçtiniz. Bu eleştirel düşünmek değil, dünyaya güvenmemektir. Baştan zarların hileli olduğu varsayımı “büyük oyunu” sizin gördüğünüz anlamına gelmez. Çevrenizdekiler size “uyanık” diyebilir ya da “hesapçı”. 


Burada tuzak ne? Sizin bu tutumunuzu “Ben kül yutmam, haklarımı/çıkarlarımı iyi kollarım,” diye kimliğe çevirmeniz. Haklarınızı ve çıkarlarınızı kollayın tabi, ama gerektiğinde kollayın.


Eleştirel düşünen biri olsanız, gerçek dünyadaki gerçek duruma bakar, gerçek art-eksileri görür, bunları sakince dile getirirdiniz. Yani eleştirel düşünme, “dünyaya güvenerek” düşünmektir, korkuyla ve güvensizlikle her taşın altında bir şey aramak değil.


6. Eleştirel düşünmek, çok bilgili olmak değildir.

Bir konuda çok şey biliyor olmak, o bilgiyi doğru değerlendirdiğiniz anlamına gelmez. Bilgi biriktirmek ile bilgiyi sorgulamak farklı yetilerdir. Pek çok kişi geniş bir bilgi dağarcığını "Ben eleştirel düşünüyorum,” zannının gerekçesi yapar, oysa yaptığı bilgiyi ezberlemek ya da depolamaktır.


Eleştirel düşünen biri olsanız, elinizdeki bilginin kaynağını, sınırını ve hangi bağlamda geçerli olduğunu sorardınız. Eleştirel düşünme, “bilgiyi işleme” biçimidir, bilginin miktarı değil. Niteliği öne çıkarır, niceliği değil.


7. Eleştirel düşünmek, soğukkanlı ve duygusuz olmak değildir.

"Objektif olmalıyım" diye duygularınızı devre dışı bırakmak, sizi daha nitelikli düşünen biri yapmaz. Duyguyu yok saydığınızda kendinizi farklı bir köşeye sıkıştırmış olursunuz.

Eleştirel düşünen biri olsanız, duygunuzun neyi işaret ettiğini fark eder, acele etmeyip onunla baş başa kalır, ama kararınızı da yalnızca duyguya bırakmazdınız. Eleştirel düşünme duyguyu dışlamaz, onu da değerlendirmeye dahil eder.


Ne değildir sorusundan ne olduğuna dair çıkarımlar

Daha böyle onlarca düşünme modu bulabiliriz, eleştirel düşünmeyle karıştırılan. Özetlersek, çok düşünen, hep düşünen, "ben farklıyım" diyen, inatçı, şüpheci, çok bilgili olmakla yetinen ya da duygusunu yok sayan... Bunların hepsi tanıdık haller, tatlı bela ile baş belası arasında bir yere yerleşiyor. Ama eleştirel düşünme değiller.


Eleştirel düşünme öğrenilen, başı-sonu olan, dış dünyayla bağlantılı, gelişime açık, değişime açık, dünyaya güven duyan, bilginin niteliğine bakan, duyguları da değerlendirmeye alan düşünmedir. 


Çocuklar İçin Felsefe P4C uygulamalarında gelişmesini hedeflediğimiz düşünme biçimlerinden  de biridir.


P4C Uygulayıcı Eğitimi programımıza göz atabilirsiniz. 


Dr. Özge Özdemir, Boğaziçi Üniversitesi Felsefe mezunu, LTS Eğitim'in (Little Thinkers Society) kurucusu ve 2016'dan beri P4C eğitmeni.

Yorumlar


bottom of page