top of page

Öğrenme Çukuru: Öğrenme Rahatsızlıkla mı Başlar?

  • 10 Ağu
  • 2 dakikada okunur

Bir şey hakkında soru sorabilmemiz için o şeyle ilgili en azından bulanık bir kavrayışımızın olması gerekir. Yoksa hiç soramayız. Bu yüzden, soru sormak "Bu konuda hiçbir şey bilmiyorum,” demek değil, "Biliyorum ama yetersiz, daha derinden anlamak istiyorum,” demektir. Bir sınıfta soru soran çocuk da, dersin akışını bozan değil, aslında herkesi öğrenme sürecine taşıyan çocuktur.


Öğrenme Kapısını Aralamak

Öğrenme kapısı çoğu zaman kendiliğinden açılmaz. Öğrencilerin merakını uyandıracak ders planları tasarlamayı gerektirir. Örneğin bir öğretmen, öğrencilerin gözlerini bağlayıp ortaya bir nesne koyabilir ve onlardan görme dışındaki duyularla onu tanımlamalarını isteyebilir. Ardından "Hangi duyunu neden kullandın? Tespitlerin doğru muydu? Herkesin algısı neden farklıydı?" gibi sorularla tartışma açabilir. Böyle bir çalışma, düz bilgi aktarımına kıyasla çok daha fazla düşünme becerisini harekete geçirir.


Öğrenme Çukuru afişi; kızlar çukura girip tırmanıyor, destek alıyor. Zorluk, deneme, sorun çözme ve başarı metinleri var.

Çukura Düşmek

İngiliz eğitimci James Nottingham, bu süreci Öğrenme Çukuru (The Learning Pit) olarak adlandırır. Öğrencilerin başlangıçtaki temel kavrayışı, onunla çelişen ya da belirsizlik yaratan yeni bir durumla karşılaşınca sarsılır ve öğrenciler "çukura" düşer. Çukur rahat bir yer değildir. Farklı fikirlerin çatıştığı, nihai bir cevabın hemen bulunamadığı, zihinsel açıdan zorlayıcı bir alandır. Pek çok öğrenci, tembel ya da ilgisiz olduğu için değil, başarılı imajını korumak istediği için bu çukura hiç düşmemeyi, temel bilginin yeterli görüldüğü güvenli alanda kalmayı tercih edebilir.


Asıl Soru: Ne Tür Bir Öğrenme Ortamı İstiyoruz?

Eğitimciler olarak, çocukları dar ve güvenli bir konfor alanında mı tutmak istiyoruz, yoksa çukura düşmeye, oradan hatalar yaparak ve birbirine yardım ederek çıkmaya cesaretlendirmek mi? Eğer hedefimiz gerçek düşünme becerilerini geliştirmekse, çukurda bocalamanın anlayışla karşılandığı, ama aynı zamanda çıkışa da rehberlik edilen bir öğrenme ortamı kurmamız gerekir. Sınıfta soru sorarak herkesi çukura düşüren çocuk, aslında "zor çocuk" değil "zorlayan çocuk"tur. 


P4C Uygulayıcı Eğitimi programımıza göz atabilirsiniz.


Dr. Özge Özdemir, Boğaziçi Üniversitesi Felsefe mezunu, LTS Eğitim'in (Little Thinkers Society) kurucusu ve 2016'dan beri P4C eğitmeni.

Yorumlar


bottom of page