top of page

Yansıtıcı Düşünme Nedir? Bir Dedektif Gibi Soruşturmak

30 Ağu
2 dakikada okunur

Yansıtıcı (reflective) düşünmeyi bir çocuğa anlatır gibi anlatmak istiyorum.


İnsanlar sürekli düşünür. İş yaparken, karar verirken, konuşurken, boş otururken… Düşünmek o kadar kendiliğinden gerçekleşir ki çoğu zaman ne düşündüğümüzü, nasıl düşündüğümüzü fark etmeyiz bile. Ama bunu fark etmek ve üzerine düşünmek de mümkündür. Buna yansıtıcı düşünme deriz: düşünme üzerine düşünmek.


Bir Örnek Olay: Ödevinin Cevaplarını Verecek misin?

Yansıtıcı düşünmeyi somutlaştırmak için şöyle bir olay düşünelim: Bir çocuk ödevini yapmış, arkadaşı yapmamış ve ondan cevapları istemiş. Çocuk cevapları vermemiş, arkadaşı buna kızmış, aralarında gerginlik olmuş. Cevapları vermemenin onlarca sebebi olabilir: emeğini paylaşmak istememiş olabilir, öğrenilirse cezalandırılacağını düşünmüş olabilir, bunun arkadaşına zarar vereceğini düşünmüş olabilir. Olay anında hangi sebeple hareket ettiğini fark etmemiş olsa bile sonradan kendine sorabilir: “Yakalanırsam cezalandırılırım diye mi vermedim? Cezalandırılmayacak olsam verir miydim?” İşte bu soruları sormaya başladığında yansıtıcı düşünmeye başlamış olur.


Sınıfta bir öğretmen ayakta ders anlatıyor; yerde oturan çocuklar onu dinliyor, arkada raflar ve enstrümanlar var.
Dr. Özge Özdemir çocuklar felsefe yapıyor.

Dedektif Gibi Soruşturmak

Yansıtıcı düşünmeyi ilerletmenin yolu, tıpkı bir dedektif gibi soruşturma yapmaktır. Nasıl dedektifler bir sorunu çözmek için gözlem yapar, delil toplar, bağlama bakar, akıl yürütür ve çıkarım yaparsa, biz de zihnimizdeki “araç-gereçleri” kullanarak iyi bir yargıya ulaşmaya çalışırız:

  • Kazma:  Varsayımı açığa çıkarmak için. Örnek olayımızdaki çocuk kazınca şu varsayımı bulabilir: “Cevapları vermedim, çünkü verirsem cezalandırılırım.”

  • Büyüteç: Bu varsayımı incelemek için. Yeni sorular çıkar: “Cezalandırılmayacak olsam verir miydim? Ceza nedir, kim belirledi?”

  • Merdiven: Akıl yürütmek, yeni bir çıkarıma tırmanmak için: “Ceza bizi  yanlış davranıştan caydırmak için var. Öyleyse doğru veya yanlış davranışı belirleyen şey ceza değil, cezayı belirleyen şey davranıştır.”

  • Kalem-kâğıt: Vardığın bilgiyi not almak için.

  • Kolonyalı mendil: Yorulduğunda düşüncelerinin yanında duyularını ve bedenini de fark edip dinlenmek için.


Soruşturma Devam Ediyor: Kısır Döngüden Çıkmak

Peki doğru veya yanlış davranışı asıl belirleyen nedir? İlk akla gelen cevap “kurala uygunluk” olabilir; bu kez da “Kuralı belirleyen nedir?” sorusu bizi bir kısır döngüye sokar. Buradan çıkmanın yolu, yeni bir araç daha kullanmaktır:

  • Halat: Kısır döngüden çıkıp yeni bir dala tutunmak için: “Doğru veya yanlış davranışı da kuralları da belirleyen şey, birbirimize haksızlık yapmamızla ilgili olabilir mi?”

  • Yastık: Bu geniş fikri rahatça düşünmek için: “Haksızlık nedir?”

Tüm bu düşünme zincirinin sonunda şuraya varabiliriz: Haksızlık, birinin bizim bedensel, zihinsel ya da duygusal sınırlarımızı izinsizce ihlal etmesidir. Kurallar, bu sınırları korumak için vardır. Ceza da kurallara uyulmadığında uygulanan yaptırımdır. Böylece kısa bir ödev anlaşmazlığından yola çıkıp, kuralların ve cezanın ne işe yaradığına dair büyük sorular üzerine düşünmüş oluruz. Ayrıca kendi davranışımızı da daha iyi anlarız.


Sen Olsan Hangi Aletleri Seçerdin?

Bu soruşturma boyunca kullandığımız araç-gereçleri bir arada görelim: Varsayımı açığa çıkarmak için kazma, incelemek için büyüteç, akıl yürütmek için merdiven, çıkarım yapmak için kalem-kâğıt, kendini fark etmek için kolonyalı mendil, kısır döngüden çıkmak için halat, büyük fikri düşünmek için yastık. Peki sen bu düşünme işlemleri için hangi araç-gereçleri seçerdin?


Daha fazlasını öğrenmek için P4C Uygulayıcı Eğitimi programımıza göz atabilirsiniz.


Dr. Özge Özdemir, Boğaziçi Üniversitesi Felsefe mezunu, LTS Eğitim’in (Little Thinkers Society) kurucusu ve 2016’dan beri P4C eğitmeni.

Yorumlar


bottom of page